18 Kasım 2013 Pazartesi

Sevgili Gece




bir çift göz
bir çift göz ki karanlığımın içinden çıkagelir
ve karanlık sefildir, hem de hiç olmamış gibi
çift kişilik yatağın ücra köşelerinde ruhumuz
okyanus gibi hırçın ve mavi uyumamışlığın
parçalı bulutlu bir battaniyeye benzer işte yüreğin
altına yattığım

işte o büyüyen gözlerin, kendi karanlığında karmaşık
kulpu olmayan kapılar gibiydi kirpikleri
ve yanaklarına konan sıska öpücüklere cevap verip
sessizce ıslattın dudaklarını
gece yarısından öte, dört' ü çeyrek geçe
ölü bir adamın üzerine örttün saçlarını

güneş yastığımızın sen köşesinden batıp 
ben köşesinden çaresizce doğuyordu
bir yastık ki bizi ikiye bölüp aslında birleştiren
garipti ne de olsa, ilk kez bir yastığı paylaşmak
daha hiçbir şeyi paylaşmamışken yerküre üstünde
ve yerküre üstünde seni taşıyordu parmak uçlarım
yüzümde insancıklar ölüp durdu her öptüğünde

bir siyahın içine düşmüşüz seninle
arada bir mum ışıkları yüreğimize batıyor
cebime koyup gidemiyorum zamanı bir türlü
kalabalıklar üzerimize yürüyor gecenin bir köründe
içimizden geçiyor hepsi bir bir ama sahiden
yine de bulamıyorsun beni
dudakların beni var edecek mi diye bakıyor o gözlerin
dokunduğun kadar olabiliyor muyum bilemiyorsun

yüzün bana her döndüğünde meydan okuyorum ölüme
saçlarınla boynun arası yolumu kaybedip
başka bir hayatın uçurumunda dolaşıyorum
sonra sabah çöküyor üstümüze, martılardan biliyorum
bensiz düşüncelerinle bakışıp
sahipsizliğimle göz göze geliyorum
dört bir yana dağılıyor saçların
senden geriye kalan tüm parçalarla
uçurumlarından çığ gibi düşüyorum
çığlıklar gibi üşüyorum

şimdi alt dudağımda bıraktığın 
geçmesini hiç istemediğim köhne yaramla
her sabah üsküdar' da vapur bekliyoruz
hele ki dokunmasın dilim dudaklarıma
işte o zaman tanrıyla başbaşa kalıyoruz
denk düşmüyor kalbimin ağrısına elbet ama
hatırlıyorum
dişlerinin arasında kalmış gibi yine
iki büklüm oluyor ruhum

kaldırım taşlarına inanıyorum yürürken 
koşuyorum senden öteye tir tir titreyerek
şimdi gelip peşimden, bana sarılmasa mı rüzgarın
saçların dolanıp durmasa mı boynuma
bir ölününki kadar bile değil nefesim
canım yanıyor keşkelerimin en arasında
bedeninle ruhunun arafında sıkışıp kalıyor ellerim
ellerim sende kalıyor
çığlıklar gibi üşüyorum




Fatih Öztürk